Prof. Dr. Hava Dönmez Keklikoğlu

Beyin Sinir ve Kas Hastalıkları ( Nöroloji) Uzmanı

Uzmanlık Alanım

  • image description

    Baş ağrısı

    Baş Ağrısı Nedir?
    Başın bir bölümünü ya da tamamını etkileyen ağrı olarak tanımlanan rahatsızlık hissidir.  Toplumda oldukça sık görülür, hayatı boyunca hiç baş ağrısı çekmemiş insan çok azdır.  Ağrının özellikleri, lokalizasyonu, süresi ve şiddeti kişilere ve sebebe göre değişkenlik göstermektedir. Çoğunlukla geçicidir ve altta yatan ciddi bir sebep bulunmaz. Genellikle uzun yıllar, ataklarla giden bir seyir oluşturur. Baş ağrısının sıklığı haftada 3-4 gün veya ayda 15 günden fazla ise kronik baş ağrısı olarak değerlendirilir.

    Baş Ağrısının Nedenleri Nelerdir?
    Baş ağrıları nedenlerine göre 2 gruba ayrılır. Baş ağrısının altında ağrıya sebep olacak bir hastalık saptanamayan baş ağrıları “primer”  baş ağrıları olarak isimlendirilir. Migren, gerilim baş ağrısı, küme baş ağrısı, hipnik baş ağrısı ve hemikrania primer baş ağrılarının en sık görülenleridir. Bunlar dışında kalan daha nadir görülen primer baş ağrıları da vardır ve büyük bir liste oluştururlar.
    Altta yatan bir hastalığa bağlı oluşan baş ağrılarına “sekonder “ baş ağrıları olarak isimlendirilir. Beynin ya da diğer sistemlerin birçok hastalıkları baş ağrısına sebep olmaktadır.
    Sekonder baş ağrısı nedenlerinden bazıları;

    • Beyin damar tıkanıklıkları
    • Beyin kanamaları
    • Tümörler
    • Menenjit, ensefalit gibi enfeksiyon hastalıkları
    • Kafa ve boyun yaralanmaları
    • Yüksek tansiyon
    • Madde kullanımı ve yoksunluk durumları
    olarak sayılabilir.

    Baş ağrısında nasıl tanı konur?
    Baş ağrısı tanısında ağrının şekli, süresi, yeri, sıklığı gibi özellikleri önemlidir. Uzman bir hekim baş ağrısı ile ilgili bilgileri aldığında büyük oranda doğrulukla baş ağrısı tanısını koyabilir. Ancak sekonder baş ağrıları nadiren de olsa primer baş ağrısı gibi belirtiler verebilir. Bu nedenle nörolojik muayene ve beyin görüntüleme tetkikleri yapılması tanıyı kesinleştirir. Sekonder baş ağrısı düşünülen durumlarda muhtemel nedene göre değişen tetkikler yapılır.

     

  • image description

    Nörootoloji (Baş dönmesi)

    Nörootoloji Nedir?

    Hareketin algılanması ve dengenin sağlanmasında görevli beyin bölgeleri ve sinirlerin hastalıklarını konu alan bilim dalıdır.
    Hareketin algılanması ve dengenin sağlanması için vestibüler sinirden gelen duyular, eklem pozisyon duyuları ve gözlerden gelen görsel veriler beyinde işlenir ve hareket algısı oluşturulur. Beyinden çıkan komutlarla doğru kas ve eklem hareketleri yapılarak denge sağlanır. Bu sistemdeki yapılardan hehangi birinde ortaya çıkacak aksaklık, bir hareket illüzyonu olan baş dönmesine  (Vertigo), yer kayar, salıncakta sallanır, uçar gibi hissetmeye ( dizziness) ve denge bozukluğuna yol açabilir.
     Vertigonun, santral, periferik, psikojenik ve diğer sebepler başlığı altında toplanan birçok nedeni olabilir.

     Santral Vertigo Nedir?

    Santral vertigo,  beyin hastalıklarına bağlı ortaya çıkan başdönmesidir.
    Santral vertigo formları, medulla oblongata, vestibüler çekirdekler, oküler motor çekirdek ve orta beyindeki integrasyon merkezlerine, vestibüloserebellum, talamus ve temporoparietal korteksteki multisensöryel vestibüler korteks alanlarına uzanan vestibüler yolaklar üzerindeki lezyonlardan kaynaklanır, bu yapılardaki infarktüs(damar tıkanıklıkları), hemoraji (kanama), tümör, multipl skleroz plaklarına, vestibüler migrene bağlı ve nadiren geçici iskemik ataklara ve epilepsiye bağlı olabilir.
    Santral vertigoyu diğerlerinden ayırmak için vertigonun süresi, nistagmusun özellikleri ve eşlik eden nörolojik bulgular yardımcıdır. Kranial MRG, BBT gibi görüntüleme yöntemleri videonistagmografi (VNG), elektroensefalografi (EEG) ve kan tetkikleri kullanılabilir.

    Vestibüler / Baziler Migren Nedir ?

    Ataklar sıklıkla oksipital baş ağrısı veya basınç hissi ile birlikte gelir. Baş dönmesi mide bulantısı ve işitme kaybı eşlik eder.  Atak esnasında ışığa ve sese aşırı duyarlılık olur, araç tutması artar.  Baş dönmesini süresi çok değişkendir, dakikalar içinde geçtiği gibi saatlerce süren ataklar da olabilir. Genellikle hastalarda diğer migren tipleri olur ve ailelerinde migren öyküsü vardır.
    Eğer vertigo ataklarına çift görme, yüzde güçsüzlük, konuşma veya yutma bozuklukları gibi beyin sapı bulguları eşlik ediyorsa, bilinç değişiklikleri, psikomotor bozukluklar ve davranış değişiklikleri eşlik ediyorsa baziler migren olarak isimlendirilir.
    Baziler migreni, geçici iskemik atak, Meniere Hastalığı veya vestibüler paroksizmlerden ayırmak gerekir.


    Periferik Vertigo Nedir ?

    İç kulaktaki yarım daire kanallarının, utrikülün, sakkülün ve vestibüler sinirin lezyonlarına bağlı olarak ortaya çıkan vertigo, periferik vertigo olarak tanımlanır.
    Periferik vertigonun 3 formu vardır:

    1. Her iki kulakta periferik vestibüler fonksiyon kaybı. Temel belirti baş hareketleri ile sallanma hissi ve yürümede denge bozukluğudur.
    2. Tek taraflı vestibüler fonksiyon kaybı. Temel belirti baş dönmesi ve bir yöne düşme eğilimidir.
    3. Periferik Vestibüler sistemin uygunsuz uyarımı. Yarım daire kanallarının ya da vestibüler sinirin uygunsuz uyarımı olur. ( Örneğin kristallerin yarım daire kanallarına dökülmesi) Temel belirti ataklar şeklinde veya belli pozisyonlarda baş dönmesi olmasıdır.
     
    Periferik Vertigo Nedenleri Nelerdir?

    Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo ( BPPV)
    İç kulaktaki kristallerin yerlerinden çıkarak yarım daire kanalları içine dökülmesi sonucu oluşur.  Genelde 40 yaşından sonra görülür. Hızlı baş hareketleri ve belli pozisyonlarda şiddetli baş dönmesi ve mide bulantısı ortaya çıkar. Nörootolojik muayene ve pozisyonel testlerle tanı konur.

    Vestibüler Nörit
    En sık viral nedenlere bağlı oluştuğu düşünülmektedir. Genellikle 30-60 yaş arası erişkinleri etkiler. Tek taraflı vestibüler yetmezlik ortaya çıkar. Sürekli baş dönmesi, mide bulantısı, yürüme ve denge bozukluğu görülür. Çok şiddetli baş dönmesi mide bulantısı kusma ile başlar ve birkaç hafta içinde yavaşça geriler. 

    Meniere Hastalığı
    Baş dönmesi atakları ile beraber yavaş ilerleyici işitme kaybı, kulakta dolgunluk hissi ve kulak çınlaması ile karakterizedir. Genellikle 40-60 yaşları arasında başlar. İç kulaktaki endolefi içeren labirintin şişmesi ve endolenf ile perilenf boşluklarını ayıran membranın aralıklı yırtılması ile oluşur. Başlangıçta tek taraflı olmasına rağmen zaman içinde diğer kulak da etkilenir. Teşhis için nörootolojik değerlendirme, klinik takip ve diğer baş dönmesi nedenlerinin dışlanması önem arzetmektedir. 

    Vestibüler Paroksizm
    Kulak çınlaması ve işitme kaybı gibi şikayetlerin eşlik ettiği ya da etmediği, saniyeler ya da dakikalar süren baş dönmesi atakları olur. Tek taraflı işitme kaybı, kulak çınlaması ve ölçülebilir vestibüler fonksiyon bozuklukları ataklar sırasında, zaman zaman veya sürekli olabilir. Damarsal anomalilere bağlı veya ileri yaşlarda damarların genişlemesi ve vestibüler sinire bası yapması ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. İleri sürülen diğer bir neden santral nukleusun bası ile tetiklenmesidir. Nadiren baş dönmesi atakları vestibüler siniri geren bir araknoid kiste bağlı olabilir. Tanıda vesibüler sinir veya nukleus basısının görüntüleme yöntemleri ile gösterilmesi önemlidir. 

    İki Taraflı Vestibüler Yetmezlik
    Baş hareketleri ve yürüme esnasında bulanık görme, özellikle karanlıkta ve engebeli zeminlerde yürürken denge bozukluğu yakınmaları olur.  Hastalar en sık yürüdükleri veya koştukları esnada çevrenin hareket etmesinden şikayet ederler.
    İki taraflı vestibülopatinin %20-30’unda sebep bulunamaz. En sık görülen nedenler; bazı ilaçların yan etkisi, serebellar dejenerasyon, menenjit, labirintit, oto-immun hastalıklar, tümörler, nöropatiler ve Meniere Hastalığıdır.

    Perilenf Fistülü
    Perilenf fistülü ve süperior kanal ayrılmasında öksürme hapşırma, yüksek sesler ile ortaya çıkan baş dönmesi yakınması olur. Fistülün yerine göre baş dönmesinin özellikleri değişebilir. Altta yatan sebep perilenfatik boşluk ve orta kulak veya perilenfatik boşluk ve intrakranial boşluk arasında basıncın iletiliyor olmasıdır. Her baş dönmesinde olduğu gibi tanıda hastanın  nörootologik muayene ile değerlendirilmesi esastır, Kranial MRG ve BBT tanı koymada yardımcı olabilir.

    Psikojenik Vertigo Nedir?

    Dizzines ve baş dönmesi yakınması ile başvuran hastaların önemli bir bölümünde neden somatoform bozukluklardır ya da katkıda bulunur. Somatoform bozukluk ilk önce psikopatolojik yakınmalar olmadan ortaya çıkar. Hastalar sıklıkla uyuşukluk, tepe taklak olma hissi ve yürüme sırasında dengesizlikten yakınırlar. Altta yatan hastalığa bağlı olarak motivasyon ve konsantrasyon bozuklukları, günlük işlerde ve iş performansında düşme, kalp hızında artış, bulantı, terleme, soluk alamama, boğulma hissi, iştah kaybı gibi yakınmalar baş dönmesine eşlik edebilir. Hastalar nadiren baş dönmesinin tetiklendiği etken olarak stresli durumlar ve çelişkileri göstermektedir.


    Vertigonun Diğer Sebepleri Nelerdir ?

    Santral, periferik ve psikojenik sebepler dışında kalan tüm baş dönmesi nedenleri bu başlık altında toplanmaktadır. Metabolik, enfeksiyöz, genetik özellikte pek çok hastalık baş dönmesine yol açabilmektedir.
    En sık görülen diğer sebepler; presenkop, tansiyon düşüklüğü, kalp ritim bozuklukları, travmalar, şeker hastalığı, troid fonksiyon bozukluğu, HIV, Ebstein-Bar virüsü, Friedreich Ataksisi ve ilaçlardır.



     


     
     

  • image description

    Nörooftalmoloji

    Nörooftalmoloji Nedir?

    Göz sinirlerinin, göz kaslarının ve görme yollarının etkilenmesi ile ortaya çıkan; görme kaybı, çift görme, göz kapağı düşüklüğü ve pupilla işlevlerinde bozukluk gibi durumlarla ilgilenen, göz ve sinir sistemi hastalıklarının ortak alanıdır. Kısaca göz nörolojisi olarak tanımlanabilir.
    2. Kranial sinir olarak da isimlendirilen optik sinir görme ile ilgili ışık sinyallerini gözden alır ve optik kiazmaya kadar taşır. Optik kiazmadan sonra optik traktuslarla taşınan sinyaller, tüm beyni önden arkaya doğru kat ederek oksipital lopta görme alanında sonlanır. Optik sinirlerin çeşitli hastalıklar, travma, tümör ve metabolik hastalıklarla etkilenmesi durumları optik nöropati olarak isimlendirilir.
    Göz hareketlerini sağlayan sinirler ise  3., 4. ve 6. Kranial Sinirlerdir ( N. Okülomotoryus, N. Trohlearis ve N. Abdusens ). Bu sinirlerin, sinirlerin yapıştığı göz kaslarının ya da sinirlerin beyin sapında sonlandığı çekirdeklerin etkilenmesi durumlarında çift görme oluşur.

     Optik Nöropati Nedenleri Nelerdir?

    Enflamatuar Optik Nöropatiler
    Optik sinir fonksiyonlarının enflamasyon sonucu bozulması “optik nörit” tablosuna yol açar.
    En sık nedenler; Multipl skleroz, enfektif nöropatiler, granülomatöz enfeksiyonlar ve intraoküler enfeksiyonlardır.
    Klinik; akut başlangıçlı tek taraflı göz çevresinde ağrı ve görme kaybı ile ortaya çıkar.
    Tanı için, görme keskinliği, renkli görme, ışık refleksi ve görme alanı ile değerlendirilmesi ve kranial MRG ile tetkik edilmesi gerekir.
     
    İskemik Optik Nöropatiler
    Yaşlılarda en sık görülen optik nöropati tipidir. Optik diskte şişme ile karekterize olan anterior iskemik optik nöropati ( AION) ve başlangıçta optik diskin normal göründüğü, optik sinirin daha arka bölümlerinde etkilenmenin olduğu, posteior iskemik optik nöropati (PION) olarak iki tipi vardır.
     
    AION ile birlikte görülen sistemik hastalıklar içinde en iyi bilineni temporal arterit
    olmakla beraber olguların çoğu sağlıklı veya sadece hipertansiyon ya da diyabetes mellitusu olan kişilerdir. Doğal seyirleri ve tedavileri tamamen farklı olduğundan arterite bağlı olan ve arterite bağlı olmayan (NAİON)’lerin ayrımı önemlidir.
    Arteritik iskemik optik nöropatilerin sık görülen nedenleri; Herpes zoster, tekrarlayıcı polikondrit, romatoid artrit, Takayusu arteriti, Sistemik lupus eritamatozus, Behçet Hastalığı… gibi durumlardır.

    Travmatik Optik Nöropatiler
    Optik sinirin direkt veya indirekt travmaya maruz kalması sonucu oluşan ve genellikle ciddi ve kalıcı görme kaybına yol açan durumlardır. Travma sonucu kırık kemiklerin optik sinire zarar vermesi ya da oluşan kanamaların optik siniri sıkıştırması ile zarar görebilir. Genellikle kafa travmalarında ve bilinç kaybının eşlik ettiği durumlarda ortaya çıktığından tanı konması gecikebilir.
    Travmatik optik nöropatiler genellikle tek taraflıdır. Görme keskinliği ve renk görme fonksiyonu bozulur, görme alanı defektleri ve görsel uyarılmış potansiyellerde bozulma olur. Akut dönemde göz dibi muayenesi normaldir, 4-6 hafta sonra atrofi gelişir.

    Kompresif Optik Nöropatiler
    Optik sinirin orbita içinde, optik kanalda ya da kafa içinde basınca uğramasıyla oluşurlar.En sık orbita içinde basıya uğrar. Orbita içinde kompresif optik nöropatilerin en sık nedenleri; troid orbitopati, psödotümör orbita, orbital sellülit ve orbita travmalardır.Kafa içinde basınç nedenleri ise; hipofiz adenomu, suprasellar menenjiom, karotis anevrizmaları, hidrosefali ve kronik kafa içi basınç artışının olduğu durumlardır.

    İnfiltratif Optik Nöropatiler
    Tümör hücrelerinin ya da inflamatuar hücrelerin doğrudan optik sinirleri istilası sonucu oluşur. Akut bir görme kaybı oluşur, nörooftalmolojik muayene, Orbita ve kranial MRG kan ve BOS tetkikleri ile ayrıntılı bir inceleme gerekir.
    Kanser hücrelerinin oluşturduğu İnfiltraftif optik nöropatinin başlıca nedenleri; lösemi, lenfoma, optik sinir kökenli tümör, orbita tümörleri, metastik tümörler ve meningeal karsinomlardır.
    Enflamasyona bağlı infiltratif optik nöropatiye, sarkoidoz, viral enfeksiyonlar, bakteriel enfeksiyonlar ve amiloidoz gibi hastalıklar yol açar.
     
    Toksik ve Besinsel Optik Nöropatiler
    Vitamin eksikliklerive alkol zehirlenmeleri gibi nedenlerin yol açtığı bu optik nöropati tipinde görme keskinliği, renkli görme bozulur ve görme alanının merkezinde görme kaybı oluşur. Tek gözde başlamasına karşın kısa sürede diğer göz de tutulur. Görme kaybı tedrici olarak ilerler.
    Katı diyetler, gastrointestinal emilim bozuklukları, yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda ortaya çıkabilir. En sık B1( tiamin), B2 (riboflavin), B6 ( piridoksin), B12 ( kobalamin) ve folik asit eksiklikleri görülmektedir.
    Toksik optik nöropatiler; akciğer tüberkülozu tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yan etkisine bağlı olabildiği gibi,  alkol bağımlılığı olan kişilerde yoğun alkol ve sigara kullanımının bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir.

     
    Herediter Optik Nöropatiler
     Herediter optik nöropatilerde tek patolojik belirti optik nöropati olabildiği gibi birçok herediter hastalıkta klinik belirtilerden birisi olarak ortaya çıkabilir. Klinik belirtiler çoğu hastada ilk 20 yaş içinde ortaya çıksa da başlangıç 60-70 yaşa kadar gecikebilir. Her iki gözde ilerleyici görmekaybı ve görme alanı kusurlarına yol açar.
    Otozomal dominant, otozomal resesif, X kromozomuna bağlı ve anneden geçişli olabilen bir çok herediter optik nöropati nedeni tanımlanmıştır.
     
     Çift Görme Nedir ?

    Net görmenin sağlanabilmesi için her iki gözün sağlıklı olması ve uyumlu hareket edebilmesi gerekir. Tek gözle bakıldığında olan çift görmeler gözden kaynaklanan patolojilerde olur. Çift gözle bakıldığında olan çift görmeler ise, beynin,  gözleri hareket ettiren sinirlerin, göz kaslarının veya gözün hareketini kısıtlayan göz için hastalıkların bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.
    Beyin kanamaları, tümörler, damar tıkanıklıkları, anevrizmalar ve kafa içi basınç artışına yol açan tüm durumlar çift görmeye neden olabilir. Psödotümör serebri olarak da isimlendirilen İdiopatik İntrakranial hipertansiyon, beyinde saptanan bir hastalık olmaksızın basınç artışı, görme kaybı ve çift görmeye yol açan sık görülen bir durumdur.
    Görme sinirlerini etkileyerek görme kaybı yapan nedenler, travmalar, diyabetes mellitus gibi metabolik hastalıklar, vitamin eksiklikleri, sinirlere direkt olarak bası yapan anevrizmalar ya da tümörler olabilir.
    Göz kaslarını etkiyen hastalıklar sıklıkla genetik geçişli musküler distrofiler, otoimmun hastalıklar veya metabolik hastalıklardır.  


    Psödotümör Serebri Nedir ?

    Genellikle genç, fazla kilolu kadınlarda görülür. En sık belirtileri, baş ağrısı, görme kaybı ve kulak çınlamasıdır. Hastalarda işitme kaybı ve kulak akıntısı da olabilmektedir. Genelde erkekler baş ağrısı olmadan görme kaybı şikayeti ile kadınlar ise görme kaybı gelişmeden baş ağrısı şikayeti ile doktora başvururlar. Tanı ve tedavi gecikirse görme alanındaki kayıp kalıcı hale gelebilir.
    Bazı hormon ve ilaç tedavilerinin, vitamin eksikliklerinin ve obezitenin neden olduğu düşünülmektedir.
    Tanı için kafa içi basınç artışına yol açan pek çok hastalığın araştırılıp dışlanması gerekir. Kranial MRG ve BBT tanıda önemlidir. Kesin tanı için lomber ponksiyon yapılarak beyin omurilik sıvısının basıncı ölçülür.


    Temporal Arterit Nedir ?

    Büyük ve orta genişlikteki arterleri tutan bir vaskülittir. Hızlı bir şekilde tanı ve tedavi ile görme kaybı engellenebilir.
    Klinik belirtiler: Görülme yaşı ortalama 70 Y’tır, kadınlarda daha sık görülür. Baş ağrısı, çenede yorulmakla ağrı, temporal arterde belirginleşme ve kafa derisinde hassasiyetle ortaya çıkar. Bunların yanı sıra halsizlik, ateş, kas ve kulak ağrısı görülebilir. Ağır görme kaybı tipiktir. Başlangıçta tek taraflı tutulum olur, tedavi edilmezse günler haftalar içinde diğer gözde de tutulum kaçınılmazdır.
    Tanı için, Sedimentasyon, CRP gibi testlere bakılır. Kesin tanısı temporal arter biyopsisi ile konur.


    Miyastenia Gravis Nedir?

    Kronik otoimmun bir hastalıktır. Vücudun kendi sinir-kas kavşağındaki reseptörlere karşı geliştirdiği antikorlardan dolayı kaslarda güçsüzlük ortaya çıkar. Genellikle ilk belirti göz kapağı düşüklüğü ve çift görmedir. Özellikle yorulunca ya da akşama doğru olan tek ya da çift taraflı göz kapağı düşüklüğü ve farklı özelliklerde çift görme yakınmaları olur. Birkaç yıl sadece göz çevresinde etkili olan hastalık daha sonra bazı hastalarda ilerleyerek tüm vücut kaslarına yayılabilir. Konuşma ve yutma bozuklukları, solunum sıkıntıları, çabuk yorulma gibi yakınmalar da tabloya eklenir.
    Tanı için nörooftalmolojik muayene ve hastalığın tanısına yönelik özel testlerin yapılması gerekir. Miyastenia gravis hastalığının tanısı için kullanılan “ Tek Lif EMG” yöntemi miyastenia gravis tanısı için %90’a varan duyarlılığa sahiptir.
    Miyastenia gravis hastalığının tedavisi temel olarak ilaç tedavisine dayanır.  Yapılan çalışmalar hastalığın timüs bezi fonksiyonları ile yakın ilişki içinde olduğunu göstermektedir bundan dolayı tüm hastalarda timoma araştırılması ve timektomi operasyonu önerilmektedir.
     




     

     

     

  • image description

    Demans

    Demans nedir?
     
    Demans ismini latince zihin anlamına gelen “mens” kelimesinden alır, demans zihnin yokluğu anlamındadır.
    Daha açık bir tanım yapmak istersek; yetişkin insan beyninde herhangi bir olumsuz etkiye bağlı olarak, unutkanlık, hesaplama, kişilik değişikliği, günlük işlerde beceriksizlik gibi yakınmaların ortaya çıkması ve hayatını etkileyecek düzeyde artış göstermesidir, diye tanımlayabiliriz. Bu etkilenme devamlılık arz eden ve genelde gittikçe kötüleşen bir klinik tablo oluşturmaktadır.
    Demans belirtileri nelerdir?
    Demans belirtileri, bilişsel fonksiyonlar, davranış belirtiler ve işlevsel alan olmak üzere 3 alanda ortaya çıkmaktadır. Bilişsel fonksiyon bozuklukları, unutkanlık, çevreyi ve yönleri algılamada bozukluk, kaybolma, konuşma bozuklukları, el becerilerinde bozulma nesneleri görme veya dokunmakla tanıma ve anlamada bozulma gibi belirtilere yol açar. Davranış bozuklukları, apati, konuşmanın azalması,sekse veya yemeğe aşırı düşkünlük, düşünce bozuklukları (Bakıcı paramı çalıyor, eşim beni aldatıyor vs.), depresyon veya mani hali, sonradan gelişmiş fobiler, uygunsuz toplama istifleme veya amaçsız tekrarlama hareketleri şeklinde ortaya çıkabilmektedir. İşlevsel alandaki yetersizlikler; işini sürdürmede, evde veya sokakta işleri yürütebilme yeteneklerinde kayıplar şeklinde kendini gösterir. Alış veriş mali işleri çekip çevirmek, günlük aygıtları kullanmak, hobilerini sürdürmek ve kendisine bakım gibi eskiden kolaylıkla yapılan işler artık yardımsız yapılamaz olur.
    Demans nedenine ve derecesine göre bazı hastalarda yürüyüş bozuklukları, felçler, titremeler, idrar inkontinansı, bayılmalar ve uyku bozuklukları da görülebilmektedir.
     
    Demans sebepleri nelerdir?
    Demans nedenleri primer ( dejeneratif) ve sekonder nedenler olmak üzere 2 ana başlık altında toplanmaktadır. Primer demans nedenlerinden en sık görünenler; Alzheimer Hastalığı, Lewy cisimcikli demans, Fronto-temporal demans, Parkinson hastalığı demansı’dır. Primer demanslarda beyinde belirli bölgelerden başlayarak nöronların fonksiyon bozukluğu ve nöron kaybı söz konusudur. Hastalık ilerledikçe bu alan genişlemekte ve beyinde atrofi adı verilen görüntüye neden olmaktadır.
     

    Sekonder demans nedenleri arasında; inme, Binswanger hastalığı, hidrosefali, vitamin B12 eksikliği, hipotroidi, karaciğer hastalıkları, ilaçlar beynin enfeksiyon hastalıkları, beyin tümörleri ve otoimmun hastalıklar en sık görülenlerdir.
     
    Demans tanısı nasıl konur?
    Demans tanısı için hastadan ve yakınından yakınmaları, önceden beri var olan hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve ailesindeki hastalıklar hakkında ayrıntılı bilgi alınır. Nörolojik muayene yapılır ve demans tanısında kullanılan nöropsikolojik testlerle değerlendirilir. Nedene yönelik kan tetkikleri ve kranial MRG ile beyin görüntülemesi yapılır. Sekonder demans düşünülen durumlarda etyolojik hastalığa yönelik tahliller yapılabilir.
     

     

  • image description

    Nöropatiler

    Nöropati Nedir?
    Beyinle insan vücudunun diğer yapıları arasındaki bağlantıyı sağlayan sinirlerin hastalığıdır. Etkilenen sinirlere, etkilenme özelliklerine ve nedenlerine göre sınıflanmaktadır.

    Kranial Nöropati Nedir?
    Direkt olarak beyinden çıkarak ilgili organa giden sinirlerin etkilendiği durumlardır. Bu sinirlerin etkilenmesi, yüz felci, yutma bozuklukları, konuşma bozuklukları, görme bozuklukları ve baş dönmesi gibi yakınmalara yol açarlar.

    Polinöropati Nedir ?
    Ellere ve ayaklara giden sinirlerin etkilenmesi ile ortaya çıkan bir nöropati çeşididir. Etkilenme ilk önce ayaklardan ve simetrik olarak başlar. Sonra hastalığın ilerlemesi ile bacaklarda yukarı doğru yükselir, ellerde kollarda göbek çevresinde ve en son baş üstündeki sinirlerin tutulduğu gözlenir. Tutulan sinirlerin özelliklerine göre ayaklarda yanma karıncalanma his kaybı veya güç kaybı gibi yakınmalar olur. Genelde aylar içinde kötüleşme olur.  Günler içinde kötüleşmenin olduğu akut polinöropati durumları daha az sıklıkta görülmektedir. Akut polinöropatilerde hızlı ilerleyen ağır felçler ve solunum sıkıntısı olabilir, hayatı tehdit eden bir durum gelişebilir.

    Radikülopati Nedir?
    Vertebral kolon içinde bulunan boşluk boyunca uzanan medulla spinalis beynin bir uzantısı şeklindedir. Sinirler vertebra aralıklarından bu yapıyı terk ederek hedef organlara giderler. Medulla spinalisten ayrılan bu sinirlere latince kök anlamında “radiks” adı verilir. Bunların herhangi bir nedenle hastalanması durmu da radikülopati olarak isimlendirilir. En sık radikülopati nedenleri boyun ve bel fıtıklarıdır. 

    Pleksopati nedir?
    Boyun, bel ve kalça bölgesinde medullaspinalisten ayrılan motor sinirler ve beyne duyu getirmek için medulla spinalise katılan duysal sinirler ağsı bir yapı oluşturur. Bu yapıya pleksus adı verildiğinden hastalık durumlarına da pleksopatiler denmektedir. Bu tür patolojilerde hem duysal hem motor kayıplar gözlenmektedir. Pleksopatiler doğum esnasında olabildiği gibi ileri yaşlarda ateşli silah yaralanması, trafik kazası,ameliyet veya radyoterapi gibi pek çok nedene bağlı ortaya çıkabilmektedir.

    Tuzak Nöropati Nedir?
    Kollara veya bacaklara giden sinirler kemik ve bağ dokusundan oluşan bir çok kanaldan geçerler. Çeşitli nedenlerle bu kanal içinde sıkıştıklarında tuzak nöropati tablosu ortaya çıkar. Etkilenen sinirin görev ve bölgesinde göre ağrı, uyuşma, yanma ve güç kaybı ortaya çıkabilmektedir. En sık görülen tuzak nöropati, median sinirin karpal tünel içinde sıkışması ile ortaya çıkan karpal tünel sendromudur. Bu durumda hastalarda etkilenen elin ilk 3 parmağını etkileyen uyuşma ve ağrılar görülür. Geceleri ağrı ile uyanmalar ve daha ileri dönemlerde güçsüzlük ortaya çıkar. 

  • image description

    İnme

    İskemik İnme ( Serebral ve serebellar infarktüs) Nedir?

    İskemik inme, beyni besleyen kan damarlarının herhangi bir nedenle tıkanması sonucu beyinde dolaşım bozukluğunun ortaya çıkmasıdır. İnme olan hastalarda ani başlangıçlı olarak, etkilenen beyin bölgesine göre belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler konuşma bozukluğu, görme bozukluğu, bir kol ve bacakta güç kaybı, yüzün bir tarafında güç kaybı, baş dönmesi, mide bulantısı kusma ve daha ileri vakalarda bilincin kapanması olabilir.
    İlk 4 saat içinde acil servise başvuran hastalarda tıkanan damarın açılması tedavisi uygulanabilir. Sağlık merkezlerine daha geç başvuran hastalara ise, hastaları hayatta tutmaya yönelik destek tedavileri ve yaralanmış beyin hücrelerinin iyileşmesine yardımcı olmak için ilaç tedavileri uygulanır.
    İnme tedavisi tamamlanan hastalarda inme nedenine yönelik tetkikler ile sebep belirlenmeye çalışılır ve tekrar inme gelişmesini önleme amaçlı sekonder koruyucu tedavi uygulanır. Hastalarda felç, denge ve yürüme bozukluğu gibi kalıcı fonksiyon bozuklukları için fizik tedavi ve rehabilitasyon yapılır.

    İskemik İnme Sebepleri Nelerdir ?

    En sık nedenler sigara kullanımı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği ve kalp ritim bozukluklarıdır. Düşük doğum ağırlığı, erkek cinsiyet ve ailede inme öyküsü bulunması durumları da inme riskini artırmaktadır. Bunların dışında inme ile ilişkilendirilen bir çok  genetik, metabolik ve enfeksiyöz hastalık vardır. Bu etmenlerin erken aşamada tesbit ve tedavi edilmesi inme riskini düşürebilir.

    Hemorajik İnme ( Beyin Kanaması) Nedir?

    Kafatası içindeki kanamalar kanamanın olduğu lokalizasyona göre isimlendirilir ve bu kanamaların nedenleri ve tedavi şekilleri farklı özellikler taşır. En sık görülen tipi, beyin dokusu içine olan kanamadır ( intraparankimal). Kanamanın olduğu bölgeye göre, farklı derecelerde konuşma bozukluğu, felçler, his kaybı, çift görme, baş dönmesi, denge bozukluğu, bilinç bozukluğu ve epileptik nöbetler gibi belirtiler ortaya çıkar.
    Beyin dokusu içine kanamanın en sık nedeni hipertansiyondur, bunun dışında arteriovenöz malformasyonlar, amlioid anjiopati, alkol ve madde kullanımı, kan pıhtılaşma bozuklukları gibi bir çok neden sayılabilir.
    Epidural ve subdural kanamalar travmalara bağlı ortaya çıkarken, subaraknoid kanamanın en sık nedeni damarlarda oluşan baloncukların( anevrizma)patlaması olarak kabul edilmektedir.
    Kanamalı hastalarda acil tıbbi müdahale gerekir, kanamanın lokalizasyonu, büyüklüğü tedavi şekillerini belirleyen önemli özelliklerdir.  

Enjeksiyon Tedavileri

  • image description

    Enjeksiyon tedavisi yapılan nörolojik hast...

    Migren Tedavisi 
    Kronik migren hastaları için uygun bir seçenektir. Kaş ortası, temporal bölge ve oksipital bölgeye yaklaşık 30 enjeksiyon yapılır. Migrenin tetiklenme noktalarındaki sinir uçları duyarsız hale geldiğinden migren ataklarının sıklığı, süresi ve şiddeti azalmaktadır.   Hastaların uygulama tercihi 6- 9 ay arasında değişmektedir, migren ataklarının sıklığı arttığında tekrar uygulama yapılır.  
     
    Hemifasial spazm nedir?
    Yüzün bir tarafında göz ve ağız köşesinde istem dışı kasılmalarla ortaya çıkan bir hareket bozukluğudur. Yüze giden sinirin tümör, damar basısı gibi bir nedenle basıya uğraması ile ortaya çıkabilir. Pekçok hastada etyolojik neden saptanamaz. Hareket bozukluğu önce gözde başlar sonra ağız köşesi ve çeneye yayılır. İlaç tedavisi etkisizdir.  

    Distoni Nedir?
    Vücudun bir bölgesinde istemsiz ve ağrılı olarak kasılmaların ortaya çıkmasıdır. Etkilediği bölgeye ve kas gruplarına göre isimlendirilmektedir. Distoni hastalarının bir kısmında genetik geçiş tanımlanmakla beraber bir kısmında beyinde hasara yol açan patolojik süreçlere rastlanmaktadır.  Hastaların çoğunda etyolojik bir neden saptanamaz. Beyinde bulunan bazal ganglionların hasarına bağlı ortaya çıktığı düşünülmektedir.  Az sayıda hastada ilaç tedavisine iyi yanıt izlenmiştir çoğunluğu ilaçlardan fayda görmez.

  • image description

    Ganglion Blokajı Nedir?

    Kronik ağrılarda sinir trasesine uyan özel bölgelere yapılan enjeksiyon tedavileridir.  Enjeksiyon uygulanan sinir alanında ağrı oluşması engellenmiş olur. Uygulama başlangıçta haftalık sonra aylık sıklıklarda uygulanmaktadır. Lokal bir uygulama olduğundan sistemik hastalıklar komplikasyon oluşturmaz ve önemli bir yan etki gözlenmez.

Elektrofizyolojik Testler

  • image description

    EMG Nedir?

    EMG Nedir?
    Kasların, periferik sinirlerin ve kas sinir kavşağının elektriksel aktivitelerinin incelenerek hastalık bulgularının araştırıldığı bir tetkik yöntemidir.
    Periferik sinirler incelenirken düşük düzeyde elektrik verilip, sinir trasesinin diğer bir noktasından kayıt yapılarak sinirin elektiriği iletme hızı ve iletme miktarı değerlendirilir. Kaslar incelenirken kasılma esnasında kasların oluşturduğu elektrik aktiviteleri kayıt edilerek hastalık bulguları değerlendirilir. EMG ile incelenen diğer bir bölge kas sinir kavşağı fonksiyonlarıdır. Bu bölgenin incelenmesinde Tek Lif EMG ( Single Fibre EMG) yöntem kullanılır, kas liflerinin oluşturduğu elektrik aktivitesinin tek tek ölçülerek değerlendirildiği bir yöntemdir.
     
    EMG hangi hastalara yapılır ?
    Ellerde veya ayaklarda uyuşma veya güç kaybı
    Ellerde veya ayaklarda yanmalar veya ağrılar
    Kas seyirmeleri, titremeler
    Kas erimesi
    Yutma veya konuşma zorlukları
    Yüzün bir tarafında güç kaybı
    Göz kapağında düşüklük, çift görme yakınmaları
    Çabuk yorulma olan hastalar
     
    Tanısında EMG kullanılan Hastalıklar nelerdir?
     

    1. Tuzak Nöropatiler: Medulla spinalisten çıkan sinirler, ellere ve ayaklara ulaşana kadar kemik kas ve bağ dokularından oluşan birçok kanaldan geçer. Farklı nedenlerle bu kanallar içinde sıkışmaları sonucu tuzak nöropati adı verilen klinik tablo oluşur. Böyle durumlarda ilgili sinirin innervasyon alanında ağrı, uyuşma, his kaybı ve güç kaybı gibi yakınmalar ortaya çıkar. En sık görülen tuzak nöropatiler şunlardır:
      • ​Karpal Tünel Sendromu:  El bileğinde lokalize olan karpal tünel içinde Median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkar. Hastalarda median sinir tarafında innerve olan 1,2,3 ve 4. Parmaklarda uyuşma ve ağrı yakınmalarına yol açar. Özellikle geceleri uyuşma ve ağrı ile uyanmalar yaşam kalitesini düşürür. İleri aşamalarda kaslarda erime ve güçsüzlüğe neden olabilir. Tedavisinde el bileğinin sabitlenmesi, antiinfalatuar ve vitamin tedavileri kullanılabilir. Orta dereceye geçmiş hastalarda fizik tedavi ve ağır vakalarda cerrahi operasyon yapılabilir.
      • Kübital Tünel Sendromu: Ulnar sinirin kübital tünel içinde sıkışması ile ortaya çıkar. Dirsekten serçe parmağa doğru yayılan uyuşma ağrı yakınmalarına neden olur. Hafif olgularda ilaç tedavisi ağır ve orta olgularda operasyon yapılabilir.
      • Cumartesi gecesi felci: Radyal sinirin kolun üst kısmında humerus spiral olukta tuzaklanması ile oluşur. Kolunun üzerinde uyuya kalan kişilerde görüldüğünden bu isim verilmiştir. Hastalar el parmaklarını düz tutmakta zorlanırlar.  
      • Meralgia parestetika: Lateral femoral kutanöz sinirin inguinal kanal içinde tuzaklanması ile oluşur. Bacağın üst yan kısmında his kaybı ve uyuşmalar yapar. Göbekli oturarak çalışan, dar çamaşır kullanan kişilerde daha sık görülmektedir. 
      • Tarsal Tünel Sendromu: Ayağa giden sinirlerin ayak bileğinde tarsal tünel içinde sıkışması sonucu oluşur. Ayakta ağrı uyuşma ve yanma yakınmaları olur. Yakınmalar tipik olarak hareketle artar, istirahatle azalır ve geceleri kötüleşir.
      • Peroneal Sinir Tuzaklanması: Dizin altında dış yan bölgede peroneal sinirin tuzaklanması ile oluşur. Genelde bacak bacak üstüne atarak ya da diz üstünde yerde oturanlarda görülür. Diz altında duyu azalması tamamen his kaybı ve kas gücünde kayıp olabilir. Güç kaybı olan hastalar ayaklarını yukarı kaldıramadıklarında düşük ayak ortaya çıkabilir.
      • Periferik fasial paralizi :  Fasial sinirin genellikle viral nedenlere bağlı olarak etkilenmesi ile yüzün bir tarafında ortaya çıkan,  kaş kaldıramama, göz kapama ve ağız köşesini çekme fonksiyonlarında kayıp bazı hastalarda tat alma ve işitme değişikliklerinin eşlik ettiği yüz felci tablosudur. Tanıda kranial MRG ve EMG, iyileşme sürecinin takibinde EMG tetkikleri faydalıdır.  
    2. Radikülopatiler: Medulla spinalisten ayrılan sinir köklerinin herhangi bir nedenle hasara uğraması sonucu ortaya çıkan klinik durumlardır. En sık bel ve boyun fıtıklarının yaptığı kök basılarına rastlanmaktadır. Daha az sıklıkta, travmalar, tümörler, enfeksiyon hastalıkları, damar patolojileri de radikülopatiye yol açabilir. Etkilenenköklere bağlı olarak kollarda ve bacaklarda ağrı ve güç kaybı ortaya çıkabilir. EMG ile sinir ve kaslardaki etkilenme dereceleri belirlenir. Hafif ve orta olgularda ilaç tedavisi ve fizik tedavi, ağır olgularda ise cerrahi operasyon ile tedavi önerilir.  
    3. Pleksopatiler:  Boyun ve bel bölgelerinden çıkan sinirler kendi aralarında birleşip ayrılarak bir sinir ağı yapısı oluştururlar. Bu ağ yapılar içinde hem duysal hem motor sinirler bulunur. Çeşitli nedenlerle bu sinir ağlarının etkilenmesi ile pleksopati tabloları oluşur. Etkilenme yerine ve şiddetine bağlı olarak, duyu ve güç kaybına neden olurlar.
      • Brakiyal Pleksopatiler: Etkilenen taraf omuz kol ve elde güçsüzlük vardır. Doğumsal nedenler, travma, tümör, ateşli veya delici silah yaralanmaları, radyasyon tedavileri ve pleksit gibi bir çok nedene bağlı olabilmektedir. Tedavi genel olarak altta yatan nedene yöneliktir.
      • Lumbosakral Pleksopatiler: Bel ve kalça bölgesinde bulunan sinir ağlarının zedelenmesi ile ortaya çıkarlar. Bacaklarda ve ayaklarda her ikisinde veya birinde uyuşma, his kaybı, güç kaybı ve ağrı yakınmaları olur. Lumbosakral pleksopatilerin en sık nedenleri, karın içi kanamalar, tümörler, iliak arter anevrizmaları, travmalar, pleksit, radyoterapi, diyabet ve cerrahi operasyonlardır. 
    4. Polinöropatiler: Polinöropatiler periferik sinirlerin aynı nedene bağlı olarak hep beraber  ve  genelde simetrik olarak etkilenmeleridir. Etkilenme neden göre birkaç gün içinde oluşabilir yada aylar yıllar içinde gelişebilir. İlk olarak ayak parmaklarında ve ayak altlarında yanma uyuşma keçelenme gibi yakınmalar olur zamanla ayaklarda yukarıya doğru ilerleyerek her iki elde, göbek çevresi ve başı tutar. Polinöropatinin en sık nedeni diyabettir, bunun dışında vitamin b12 eksikliği, kemoterapi yan etkisi, toksik nedenler, bazı genetik ve metabolik hastalıklar, paraneoplastik sendromlar… gibi bir çok nedene bağlı olarak gelişebilmektedir.  Duysal ve motor sinirler etkilenebildiğinden his kaybı, yanma batma gibi duysal yakınmalar yanında güç kaybı da oluşabilmektedir. Ağır olgularda yürüme güçlüğü ya da yürüyememe durumları ortaya çıkabilir.  
    5. Miyastenia Gravis: Göz kapağında düşüklük, çift görme, çabuk yorulma, konuşma ve yutma bozuklukları gibi şikayetlere neden olan bu hastalığın tanısında Tek Lif EMG ve repetetif sinir uyarımı gibi özel yöntemler kullanılır.  
    6. Motor Nöron Hastalığı ( ALS): Birinci ve ikinci motor nöronları etkileyerek kaslarda erimeye yol açan bu hastalık, kaslarda güçsüzlük, konuşma yutma bozuklukları ve hareket güçlüğü ile ortaya çıkar. Nedeni kesin olarak olarak bilinmemektedir az sayıda %5-10 oranında ailesel geçişi olan hasta bildirilmiştir.  Tanıda en önemli tetkiklerden birisi EMG’dir. Medulla spinalisin dört bölgesinde sinirler ve kaslar incelenerek tanı konur.
     EMG’ye gelirken nelere dikkat edilmeli?
    EMG tetkikine gelirken hafif bir tokluk önerilir. Aşırı tokluk ve ya açlık EMG için uygun değildir.
    İşlem yapılacak bölgelerde rahat çalışılabilmesi için kolayca sıvanan ya da kolayca giyilip çıkarılabilen rahat kıyafetler önerilir.
    Kolye küpe, bilezik gibi metal takılar kullanılmamalıdır.
    Yapılacak işlemde derinin elektiriksel iletkenliği önemli olduğu için cilde krem  veya nemlendirici solüsyonlar kullanılmamalıdır.
     

  • image description

    EEG Nedir?

    Kısaca EEG olarak isimlendirilen elektroensefalografi beyin elektrik aktivitesinin kayıt edilerek incelendiği bir yöntemdir. Kafa derisine belli bir düzen dahilinde elektrotlar yapıştırılır. Bu işlem için pasta adı verilen iletken bir madde kullanılır. Çekimler en az 20 dakika olacak şekilde yapılır. Hastalığın durumuna göre saatler süren çekimler yapılabilir. Çekim uyurken veya uyanık halde yapılabilir. Epileptik dalgaların görülmesini kolaylaştırmak için fotik uyaran verilebilir veya hastalara hiperventilasyon yaptırılabilir.
    EEG özellikle epilepsinin teşhis ve takibinde kullanılır. Bunun yanında beyin elektrik aktivitesinin etkilendiği bir çok hastalıkta teşhise yardımcıdır.
    EEG çektirmeye gelirken saçlarınızın temiz ve karnınız tok olarak gelmeniz daha kolay ve kaliteli bir EEG çekimine yardımcı olur.

     

Blog

  • image description

    Alzheimer Hastalığını nasıl önleyebilirz?

    Beyninizi daha sağlıklı ve genç tutmak için yapılması gerekenler, vücuttaki diğer organlarla hemen hemen aynıdır.
     Zeytin yağ ağırlıklı akdeniz diyetiyle beslenmek,  katı yağ, dondurulmuş gıdalar ve hamur ürünlerinden uzak durmak, haftada iki üç öğün balık tüketmek önerilen beslenme şeklidir.
    Günlük 2-3 lt su içilmesi vücuttaki toksinlerin daha kolay atılmasını sağlayabilir.
    Spor yapmak kalp ve damar sağlığı açısından olduğu kadar beyin açısından da faydalıdır. Beyni besleyen damar sisteminin sağlıklı olması beyin damar tıkanıklığı ve beyin kanamalarının yol açtığı inme riskini azaltır. Haftada 4-5 gün birer saat yürüyüş yapmak beyninizin daha genç ve dinç kalmasına yardımcı olur.
    Sosyal olmak da beyni çalıştıran bir aktivitedir. Aile üyeleri, komşular ve arkadaşlarla sık sık görüşmek beraber aktiviteler yapmak, gönüllü dernek ve yardım çalışmaları beyin hücrelerini aktif durumda tutar.
    Hobiler iyi vakit geçirip rahatlamaya yardımcı olurken bir yandan da beyin hücrelerini çalışır durumda tutarak beyni genç tutmaya yardımcı olur.
    Hobiler, spor yapmak ve yardım derneklerinde çalışmak stresi azaltarak ve mutluluk hissini artırarak da beyin sağlığına pozitif katkıda bulunurlar.
    Kitap okumak, bulmaca çözmek ve yazılar yazmak beyin sağlığı ve gelişimi açısından en önemli aktivitelerdir. Kitap okuyanlarda nöronlar arası bağlantılar daha fazla geliştiğinden yaşlılık döneminde kısmen azalsa bile okumayanlara göre daha iyi durumda olmaktadır.
    Sigara beyinde küçük ve büyük boy damarları etkileyerek  beyin hücrelerinin beslenmesini bozar. Beyin hücrelerinin daha hızlı yaşlanıp ölmesine ve beynin daha hızlı yaşlanmasına yol açar.
    Alkolün beyin hücreleri üzerine toksik etkisi vardır, beyin hücrelerinin ölmesine ve beyin fonksiyonlarının bozulmasına yol açmaktadır.  Her gün ya da sık alkol alınması beyinde çok hızlı bir yaşlanmaya ve bunamaya yol açmaktadır.

  • image description

    Baş ağrısı ve görme kaybı yapan bir hastal...

    Yaygın bilinen adıyla “psödotümör serebri” tıpta “idiopatik intrakranial hipertansiyon” ya da “benign intrakranial hipertansiyon “ olarak isimlendirilir. Kranyum içinde tümör kanama, kist gibi yer kaplayan bir oluşum olmaksızın kafa içi basıncının arttığı durumlardır.
    Genelde genç kadınlarda görülür, daha az sıklıkta erkeklerde de görülebilmektedir. Aşırı vitamin kullanımı, bazı ilaç ve hormon tedavileri bu duruma yol açabilir.
    En sık görülen şikayetler baş ağrısı, kulak çınlaması ve görme bozukluklarıdır. Kadınlar daha çok baş ağrısı şikayeti ile erkekler ise görme kaybı şikayeti doktora başvurmaktadır.
    Daha önceden olmayan bir baş ağrısının ortaya çıkması ve devamlı hale gelmesi, kulaklarda damar atar şekilde çınlama hissi, görme alanında görülemeyen alanlar psödotümör serebri için tipik şikayetlerdir.
    Genellikle hastaların muayene bulguları normal bulunur. Nörooftalmolojik muayende her iki optik diskte kabarıklık ve ödem, görme alanında görme kaybının olduğu alanlar saptanabilir.
    Kafa içi basıncı nedenlerini araştırırken mutlaka beyin tümörü ve sinüs ven trombozu gibi nedenlerin dışlanması gerekir. Hastaların kranial MRG ve MR venografi gibi tetkikleri yapılır. Metabolik nedenler açısından kan tetkikleri yapılır.
    Kafa içi basıncını artıracak bir neden saptanmamışsa lomber ponksiyon yapılarak beyin omurilik sıvısının  ( BOS) basıncı ölçülür. BOS basıncı yüksek saptanırsa  psödotümör serebri teşhisi konmuş olur.
    Tedaviye ilaç tedavisi ve zayıflama diyeti ile başlanır.
    Bu hastaların tedavisinde zayıflama çok önemli yer tutar.
    Zayıflama ile hastalıkta belirgin iyileşme gözlenebilir. Doktor kontrolünde ilaç tedavisine rağmen şikayetler devam ediyor ya da şikayetlerde artma izleniyorsa şikayetlere özel girişimsel tedaviler uygulanabilir. Hastaların çoğunda cerrahi tedavilere gerek duyulmaz ama BOS basıncı yüksek seyrediyor ve şiddetli baş ağrısına  neden oluyorsa shunt takılabilir. Hastada görme kaybı ilerliyorsa optik sinir kılıflarına yönelik optik sinir fenestrasyonu operasyonu uygulanabilir.

Kısa Özgeçmişim


1969 Manisa doğumluyum.  Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldum. Kayseri'de mecburi hizmetimi yaptıktan sonra Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD’de uzmanlık eğitimimi tamamladım. Ankara Dışkapı Eğitim Araştırma ve Atatürk Eğitim Araştırma Hastaneleri'nde çalıştım. 2014 yılında doçentlik ve 2019 yılında profesörlük ünvanlarını aldım. Bu arada enjeksiyon uygulamaları ve EMG konularında eğitimlere katıldım.  Nörooftalmoloji konusunda Hacettepe Üniversitesi’nde 2 yıl süreli bir eğitim programına katıldım. Nörooftalmoloji ve Nörootoloji konularında çalışmalar yapmak üzere Harvard Üniversitesinde bulundum. 


Randevu Formu

Lütfen bilgi veya randevu talebiniz için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

Formunuz iletilmiştir. Teşekkür ederiz.
Submit

havadonmez.com.tr

Mustafa Kemal Mah. 2118 Cad. No:4, Maidan Plaza, C Blok Kat:9 Daire:106

HARİTADA AÇ